İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Odası
Anasayfa arrow Haberler arrow AHİLİK HAFTASI ETKİNLİĞİ Pazartesi, 21 Mayıs 2012
 
ata
Kurslarımız
itko1
Kurslarımıza Ulaşmak için  Lütfen Tıklayınız

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
0(232) 445 34 04 - 445 34 05
www.itko.org.tr
 
 
 
AHİLİK HAFTASI ETKİNLİĞİ PDF Yazdır E-posta

 

  9 Eylül 2011 tarihinde İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Odamızın da katılımıyla AHİLİK HAFTASI kutlanmıştır


Ahilik; sanatın, ticaretin ve mesleğin, olgun kişilik, güzel ahlak ve doğrulukla yoğrulduğu,  kökleri çok eskilere    uzanan bir geleneğimiz; yüzyıllar boyu toplumumuzun sosyal ve ekonomik  omurga sını oluşturan bir     örgütlenme    şeklimiz; toplumsal kimliğimiz açısından  daima   sahiplenmemiz gereken çok özel bir kültürümüzdür.   Anadolu’da Ahilik,     Ahi Evran (1171-1262)  tarafından     kurulmuştur.     Anadolu    Selçuklularından     Osmanlı     İmparatorluğuna          geçiş sürecinde Ahilik son    derece    önemli bir     rol   oynamış,   sanat ve meslek   yönüyle   toplumun    ekonomik yapısını  hazırlarken, ahlaki yönüyle de devlet   yapısının       temel     niteliklerini belirlemiştir. Osmanlı hükümdarlarından Orhan Gazi ve oğlu I.Murat, Ahi ocaklarında kuşak kuşanarak ahi olmuşlardır.    İmparatorluğunun    son dönemlerine   kadar  Ahilik; mesleki bir      yaklaşımla    eğitim,    dayanışma ve örgütlenme, denetim konularına    eğilirken   bir    taraftan da daha o devirlerde müşteri odaklı bir yaklaşımla    fiyat,    kalite    ve    standart    konularında    çok    ciddi        çalışmalar yapmıştır.     Günümüzde Avrupa Birliği üyelik süreci ile ilgili olarak önümüze gelen sınai     ve     ticari      normlar        ve standartlar yaklaşımı, özünde Ahilik kültürümüzün bir parçasıdır. Ahi kelimesi Arapça "kardeş"    anlamındadır.    Ahilik, kökeni   13. yüzyıla    kadar      giden       Anadolu’  daki      esnaf     ve     sanatkarların    oluşturduğu       bir          örgütlen medir.Toplumun sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki hayatını düzenleyen bir kurum    olarak     varlığını    uzun    süre devam ettiren Ahi Birlikleri, bir sistem olarak etkilerini    günümüzde de      hissettirmektedir.   Ahi Birlikleri;   esnaf     ve  sanatkarların     mesleki       faaliyetlerini      sürdürebilmeleri,    birbirleriyle        rekabet       edebilmeleri       açısından    kaliteli,    standart ve uygun fiyatlı mal ve hizmet üretebilmeleri     için   Örgütlenip dayanışma sağlamak ihtiyacı sonucu ortaya çıkmıştır.Ahi Evran,    Anadolu'da     Ahiliğin    kuruluşunda    en    önemli    rolü  üstlenen kişidir. Hareket noktası insanların bir meslek     ve   sanat    sahibi      olmaları      ve      bunu      geliştirerek      başkalarına     muhtaç  olmadan yaşamalarını sağlamaktı. Esnaf ve  sanatkarları bir  birlik  altında (toplayarak,  meslek  ahlakı, eğitim,  üretici -   tüketici ilişkileri ve  denetim    konularında     etkin   olunmasını    amaçlamıştır.   Becerisi,     ahlakı        ve      hakseverliği      ile saygınlık kazanıp kurduğu teşkilatın başkanı "Ahi Babası" olmuştur.     Geçmişi    10.  yüzyıla   kadar dayanan ve yiğitlik, eli açıklık, olgunluk anlamına gelen Fütüvvetçilik,   Ahilikten önce   ortaya çıkmış  bir     oluşumdur.   Bu oluşum,    Ahilik olarak bilinen  halini  almadan  nce  Anadolu'da       Fütüvvet çilik    olarak      kendini      gösteriyordu.   Ahi    Birlikleri 'ile Fütüvvetçilik    arasında   şekli   benzerlikler   vardır.   Ancak     Ahiliğin, Fütüvvetçiliğin bir kopyası olduğu   söylenemez;   çünkü    Fütüvvetçilik,   kişisel  erdem lere      ve   askeri    niteliklere daha    çok    önem      vermiştir.   Sanatkarlar  dan   ve  askerler  den  oluşan    bir     teşkilatlanma   söz konusudur.Ahilik       teşkilatlanmasında    ise  meslek dalları esas alınmıştır.   Her şehirdeki değişik meslek     gruplarının    (saraç, debbağ, terzi, kuyumcu vb.)    ayrı    birlikleri vardı.   Bu bakımdan Ahi Birlikleri     Fütüvvetten     farklı     mesleki,    ahlaki     bir      kuruluştur.      Ahi Birlikleri    kurulurken daha   önce     varolan   ve    Türkler'in    yakından     bildikleri      benzer     teşkilatlardan     faydalanmışlardır,    ancak      taklit    etmemişlerdi.    Türk'ün      teşkilatçılık     vasfı      nedeniyle,   oluşumuna   çeşitli  unsurların   katıldığı     yepyeni      bir   örgüt      kurmuşlardır.    Ahi Birlikleri,     köklü        kültür   değişmelerinin   olduğu   bir      dönemde,  birbirlerine    karşı  olan     grupları      uzlaştırmak,   koruyucu   değerler  meydana    getirmek, ülke  menfaatlerini    korumak  ve     toplum   huzurunun  sağlanmasına  yardımcı  olmak    amacıyla    kurulmuştur.   Bu    nedenle    teşkilatın     sosyal,  ekonomik,  kültürel  ve  siyasi   yönleri   vardır.   Ahilik, mensuplarının  dengeli  bir  yaşama      tarzı     anlayışı     içinde     olmalarını amaçlamıştır.  Bu nedenle çatışmayı   değil   dayanışmayı  esas  almıştır.  Bu amaçtan   hareketle,      üretici -  tüketici,  emek - sermaye, yöneten - yönetilen, toplum - birey     ilişkileri   açısından        tüm    kişi    ve    kurumların   iyi    ilişkiler içinde olmalarını öngörmüştür.Güçlünün zayıf  ı ezmesi,  haksız kazanç gibi olumsuz   davranışlara şiddetle karşı olan Ahilik anlayışı, dönemin Türk esnafının hayat   anlayışı ile    örtüşmektedir.   Bu    Özelliği   ile    Ahilik,   esnaf  arasında  büyük    ölçüde    gelişmiştir.Başlangıçta bazı meslekleri kapsayan Ahi Birlikleri zaman içinde  gelişmiş  ve    esnafın     tüm kesimlerini kapsayan bir kuruluş haline gelmiştir. Öyle ki, Anadolu'nun hemen hemen    tüm    şehirlerinde, büyük kasabalarında ve bazı köylerinde bile teşkilatlanabilmiştir.     Yerleşim çevresinin büyüklüğüne göre, ayrı veya ortak Ahi Birlikleri kurulmuştur.Esnaf   ve  Sanatkarların yoğun olarak bulunduğu yerlerde her  meslek   dalı   için   ayrı     Birlikler kurulurken,   yeteri    kadar   esnaf   ve sanatkarın bulunmadığı yerlerde birbirine benzeyen meslek  dalları    için,    çok   küçük      yerlerde    ise    bütün  meslek  dalları  için bir  Ahi Birliği    kurulmuştur.    Günümüzdeki  Karma   ve     İhtisas  Odaları  şeklindeki  teşkilatlanma  bunun  bir yansımasıdır.  Bu yansımaların başka örnekleri  de   vardır:   Günümüzde küçük sanayi siteleri    ve      toplu   işyeri yapı  kooperatiflerindeki  aynı   iş  kollarının  bir arada      toplanması,   Ahilikte arasta, bedesten ve uzun çarşı  denilen   yerlerde   gerçekleştirilmekteydi.    Bugün    birçok    meslek   dalımızda     ve   Odalarımızda     kullanılan  ve  uğraş  alanını b elirten amblemler  yerine  Ahilikte ancak  ve alametler     vardı.  Ahiliğe    girmek    isteyen   bir genç aylarca süren bir araştırmadan, ahlak ve terbiyesinden    emin   olunduktan sonra yapılacak bir törenle üyeliğe kabul edilirdi. Üyeliğe giren  genç    çıraklar,    ustalarının    yanında    işe    başlar,  bazı günler genel konularda bilgi almak   üzere  zaviyeye giderlerdi.Buradaki işyeri - zaviye  ilişkisi,günümüzde çırağın  işyerinde    aldığı   mesleki  eğitim eksiklerinin teorik yönden ve kültür dersleri açısından takviye edilmesi   amacıyla     haftanın    bir günü Mesleki Eğitim Merkezine gitmesine benzemektedir.Her Ahi    Birliğinin;    Orta Sandığı,    Esnaf Vakfı,    Esnaf    Kesesi veya Esnaf Sandığı denilen, karşılıklı yardımlaşma    ve     sosyal    güvenlik     sandığı    vardı. Teşkilat     bu        yardım sandıkları vasıtasıyla üyelerine mali    destek    sağlarlardı. Gerek görülen tüm harcamalar yapıldıktan   sonra sandıkta kalan        paralar esnafa   kredi     olarak    verilir, böylece Esnaf Teşkilatı vasıtasıyla tefecilerden korunurdu.Ayrıca, tüm farklı meslek      gruplarına ait,     Orta   Sandıkları   birbirlerinden borç alıp vererek yardımlaşmanın  ve dayanışmanın    en güzel     örneklerini verirlerdi.Mevcut Esnaf ve Sanatkarlar    Kredi    ve    Kefalet      Kooperatifleri    ile yeni özel esnaf tüketici kredileri bu desteğin  günümüzdeki    bir    uygulamasıdır.   Her    esnaf,    malın    satışında,    daha     önceden belirlenmiş bir orandaki payı orta sandığına yatırırdı. Sandığın  gelirleri    arasında,    yamaklıktan    çıraklığa, çıraklıktan kalfalığa,      kalfalıktan     ustalığa    geçiş    sırasında     ödenen    terfi    harçları ile bağışlar vardı.  Orta    sandığında     toplanan   paralarla;   vergiler,    Birliğe ait mülklerin bakım ve  onarım    giderleri,    çalışanların ücretleri, sosyal amaçlı toplantıların     giderleri, fakirlere yapılan yardımlar ile teşkilat   için    yapılan    lüzumlu   harcamalar  karşılanırdı. Ayrıca Teşkilatın güçlenmesi için alınan mülklerin   bedelleri de yine   bu   sandıktan   karşılanırdı.   Bu   yöntemi  de, esnaf ve sanatkarlar teşkilatımızdaki kayıt ve yıllık aidat uygulamasının bir Örneği olarak düşünebiliriz.   Esnafın ihtiyaç duyduğu hammadde teşkilat tarafından temin   edilerek    üyelere     dağıtılır,    böylece farklı fiyat uygulaması    ve   karaborsanın önüne    geçilirdi.     Temin edilen malın bedeli, Orta Sandığından ödenerek    taksit    işlemine  başlanır  ve    malların   bedelleri     bilahare  esnaftan toplanırdı. Hammaddelerin dağıtımında  kıdem    göz    önünde    tutulurdu     ancak    bu dağıtımda  büyük farklılıklar olmamasına özen gösterilirdi.Esnafın ihtiyaç     duyduğu   hammaddenin   temin    edilerek adil bir şekilde esnafa dağıtılması, stokçuluğun ve dengesiz fiyatların meydana gelmesinin önlenmeye çalışılması, şu an ülkemizde başarıyla sürdürülen     tedarik şirketlerinin faaliyetleri     Ahilikteki bir uygulama şekliydi.Ahilikte; mesleki faaliyetler,   üretimin    hammadde    temininden       başlayıp satışına   kadar tüm aşamalarında kurallara bağlanmaya çalışılmıştır. Böylece,    esnafların hem kendi  aralarında, hem de       müşterileriyle    (üretici - tüketici)      ilişkilerinde    çıkabilecek sorunlar önlenmeye çalışılmıştır.     O   döneme    özgü olarak      arpa – saman fiyatları, terzi dikiş ücretleri, odunların büyüklüğü, ekmeğin içeriği,     sebze - meyve   satışlarında kâr oranları, yiyeceklerin açık – kapalı satılmaları, vb. konularında  birçok      belgeler      mevcuttur.   Bu    konulara  ilişkin kurallar, zaman içinde "Narh Nizamnameleri"     halinde     resmileştirilmişlerdir.  Günümüzde uygulanan standart   ve    fiyat    tarifeleri    bu    uygulamanın gelişmiş bir şeklidir.     Teşkilat  üyesi iken, çalışamaz duruma düşen sakatlar, hastalar, güçsüzler ve emekliler harici üyeler olarak adlandırılırlardı.Ahi Birlikleri, esnafın sosyal güvenliği konusunda bugünkü     Bağ-Kur'un      fonksiyonunu    kısmen de olsa   yerine    getirmeye    çalışmıştı.    Esnaftan,    güçsüz,    sakat,    hasta    ve    maddi  durumu    iyi    olmayanlara     sandıktan   yardım yapılırdı. Üyeler bu koruma altında daha  rahat ve huzur içinde günlük nafakalarını   temin     etmeye çalışırlardı. Ahilik Teşkilatlanmasında yapının oluşması    ve   gerekli otoritenin    sağlanmasında en önemli kişi Esnaf Şeyhi (Esnaf Başkanı) idi. Esnaf Şeyhi; esnafın sorunlarına    çözüm    üretmek,    orta    sandığının    gelir ve giderlerini dengelemek, usta-kalfa-çırak ve yamak  törenleri düzenlemek, teşkilata ait    gayrimenkulleri    değerlendirmek,    idare kurulu ve büyük meclis      toplantılarına katılmak, esnafla ilgili toplantılar    düzenlemek    şeklindeki    görev,    yetki   ve sorumlulukları ile şimdiki Oda Başkanlarımızın yerini tutmaktaydı. Ana karar organı olan İdare    Kurulu    ise     mevcut Oda Yönetim Kurullarımızı andırmaktadır. Esnafın eğitimi, denetimi, rütbe tesbiti,gelir   ve   giderleri         yönlendirme,   üretilen    mal ve hizmetlerin kalitesi, meydana gelebilecek sorunların çözümleri    konusunda    ehil   olan beş meslek mensubundan oluşan İdare Kurulu ayda iki sefer   toplanırdı.   Ayda    bir   sefer    toplanan     Büyük   Meclis    ise    Ahi Birliklerinin üst organı niteliğindeydi. Teşkilatımızdaki   Başkanlar Kuruluna benzer şekilde Esnaf Şeyhlerinden  (Esnaf Başkanlarından)     oluşur    ve    bunlar     kendi     aralarından  bir başkan seçerlerdi. (Birlik Başkanı örneği).    Esnaf    Şeyhlerinin    ve    Esnaf    İdare    Kurullarının   çalışmalarını  izlemek,    hesaplarını  ve  işlemlerini denetlemek, verilen kararları   onaylamak,     aksaklık ve usulsüzlükler hakkında gerekli  işlemleri    yapmak    gibi    görevleri  olan     Büyük Meclis; esnaf ile ilgili sorunlarda hükümet yetkilileri ile    görüşerek      bunların    çözümlenmesine çalışırdı. Sorunlarla ilgili olarak, gerektiğinde   olağanüstü    toplantılar da        düzenlenirdi.   Bu     noktada    devlet    yetkilileriyle      yapılan görüşmelerden sonuç alınmazsa Memleket  Toplantısı     düzenlenirdi. Memleket Toplantılarına teşkilata      mensup    tüm    ustalar,    beldenin ileri     gelenleri, kadı ile müftü de çağırılırdı. Genel görüşme    niteliğindeki      bu    toplantıda  sorun    tekrar  dile getirilir, yapılan çalışmalar anlatılır, esnafın    isteği    doğrultusunda    sonuç   alınmazsa    dükkân   kapatılacağı kararlaştırılırdı. Bir çeşit esnaf eylemi olan   bu    uygulama      bugün kepenk indirme ve kontak kapatmayı çağrıştırmaktadır. Ahi Birliklerinin    yöneticileri     seçimle   belirlenirdi. Ayrı   ayrı    yapılan    Esnaf Şeyhi ve İdare Kurulu Üyelerinin seçimlerinde  yalnız   o   meslekteki   usta   üyeler   oy    kullanabilirdi.    Esnaf       Şeyhi    seçileceklerde     o meslekte   usta olarak çalışıyor ve en az 3 usta yetiştirmiş  olmak,    mahkumiyeti     bulunmamak,    İdare    Kuruluna    seçilmek,     içinde     en az beş yıl usta olarak çalışıyor  olmak    ve    mahkumiyeti    bulunmamak    şartları    aranırdı.   Seçimler   sonucunda Esnaf Şeyhi ile İdare Kurulu birlikte   çalışabileceklerine karar verdikleri   takdirde  durum Büyük Mecliste görüşülür ve seçilen Esnaf Şeyhine “ Esnaf Şeyhi Asası"    verilirdi.   Göreve    başlayan   Esnaf   Şeyhi,    İdare Kurulunu toplantıya çağırır, hesaplar incelenir, Büyük Meclisin onayından    sonra    ilan    edilirdi.Bugün teşkilatımızda; uygulanmakta olan    seçim    şekli,    seçilme şartları, gene    kurullarda    faaliyet     ve    hesapların ele    alınması    ve seçin    mazbatası geçmişteki bu uygulamalardan    izler    taşımaktadır.   Ahi Birliklerinde,    üyelerin    davranışları    ve mesleki faaliyetler genel kurallar ve meslek ahlakı    açısından   titizlikle   denetlenirdi.    Olumsuzluğu  tespit   edilenler cezalandırılırdı. Ahilik kurallarına uyulup uyulmadığı konusunda    üyeler    hakkında herkes   şikayette    bulunabileceği gibi esnaflar da birbirleri hakkında şikayette bulunabilirlerdi.   Şikayetler öncelikle Yiğitbaşı adı  veriler yetkiliye yapılırdı. Bu yetkili, şikayetin önemine göre gerekli    araştırma  ve incelemeyi yapar ya kendisi karar verir ya da üs makamlarda görüşülmesi için Esnaf Şeyhine    ulaştırırdı. Verilen kararlarda savunmalar, karşı görüşler, gerekçeler  titizlikle     ele    alınır    ve    temyiz    yolu her zaman açık tutulurdu. Ahilikte   üyeler     kadar yöneticilerin    denetimine    de büyük Önem verilirdi. Yöneticilerin denetimiyle görevli olan Büyük Meclis, Esnaf   Şeyhlerinin   çalışmalarım, hesaplarım denetler ve varsa şikayetleri değerlendirirdi. Büyük Meclisin yöneticileri görevden alma yetkisi de vardı.Denetim ve    cezalandırma    konusunda    dikkati     çeken en önemli nokta, cezaların    yıkıcı    ve    aşağılayıcı    değil, yapıcı   ve  eğitici    nitelikte   olmasıydı.    Tüketicinin  korunması, kaliteli mal    ve   hizmet    üretilmesi,     Rekabet     Kurulları,    Hakem     Heyetleri, Teşkilatımızdaki Disiplin Kurulları, İşyeri Denetleme ve Danışmanlık Grupları  Ahilik   Kültürünün bugünkü uzantılarıdır. Türk Esnaf ve Sanatkarları, tarihin her döneminde eğitime    büyük    Önem    vermişler; yanlarında çalışanların sadece iyi birer sanatkar olmalarını değil, aynı zamanda iyi   birer    insan   ve   iyi  birer   vatandaş olarak yetişmeleri için büyük gayretler sarf etmişlerdir. Türk'e has bir teşkilat olarak ortaya   çıkan    Ahi    Birlikleri    yüzyıllarca    toplumun     mesleki eğitiminde önemli rol oynamışlardır.  Onların koyduğu kuralların     çoğu    bugün 3308    sayılı   Mesleki Eğitim Kanunu uygulamalarında kullanılmaktadır. Ahi Birlikleri, amaçlarını gerçekleştirebilmek  için       mensuplarının    eğitimlerinin   şart      olduğuna inanmışlardı. Yapılan bu eğitimler sonunda;bireylerin, kendilerini  tanımalarına,  yaradılış özelliklerini korumalarına, iyi insan   olarak    yetişmelerine    ve kişisel     kabiliyetlerini      ortaya      çıkartarak,    bu    kabiliyetlerine göre     yönlendirilmelerine    imkân    sağlanırdı.    Ahi    Birliklerinin kurdukları    ve    geliştirerek    uyguladıkları   eğitim sisteminde; insan bir bütün olarak    ele    alınmış, ona yalnız mesleki eğitim değil, sosyal, kültürel  ve  ahlaki     bilgiler de  verilmiş, iş başında yapılan eğitimin iş dışında    yapılan    eğitimle    bütünleşmesine    çalışılmış,    eğitimin   belli  bir  dönem için değil, Ömür boyu süren    bir    faaliyet    olması     öngörülmüş ve bu  faaliyetin    en küçük         yerleşim birimlerine kadar ulaştırılması sağlanmıştır.    Ahilikte    eğitim,   Ahilik    prensiplerine uymayı kabul eden herkese açık olup, ücretsizdi. Derslerin ise yetkili kişilerce verilmesi    esastı.    Sistemin    en   çarpıcı özelliği; mesleki eğitim, genel eğitim ve sosyal yaşamın bir bütün    içinde     uygulamaya konmasıdır. Mesleki   Eğitim  iş başında    yapılır,    kalfalar   ve    ustalar     tarafından verilirdi. Ahi Birliklerinde, bir gencin meslek hayatının    ilk   kademesi  “Yamaklık”tı. Yamaklık, 10 yaşına kadar olan çocukların velisi tarafından ustaya bir  sanat öğrenmek   maksadıyla    verilmesiyle başlardı. 2 yıl sürerdi.   Ücretsiz   olarak   2 yıl   yamaklık    yapanlar özel bir törenle  süresi    yaklaşık 3 yıl olan çıraklığa     yükselirdi.   Yapılan törende, Esnaf Şeyhi çırağa nasihatta bulunarak haftalık ücretini   tespit    ederdi.    Bu ücretin   2  haftalık tutarı, ustası tarafından esnaf sandığına yatırılır, çırağın velisi de esnaf vakfına bir   hediye verirdi. Çırak ustasına  itaat etmek, ustası da çırağa mesleğinin tüm inceliklerini ve iş hayatı     için    gerekli   olan  bilgileri    öğretmek    zorundaydı.  Çırak sanata devam ederken; ne diğer bir sanatkar çocuğu     ustasından    ayırmayı,   ne    babası    onu    başka   bir ustaya vermeyi, ne de çocuk o işi bırakıp başka    bir  dükkâna    gitmeyi düşünürdü. Usta, çırağın bütün haklarını   gözetir, onu istismar etmezdi. Aksine   davranan    ustalara Ahi Birliğince bir daha   çırak    verilmezdi.   Çıraklar;    çıraklık    süresini doldurup     sanatında    kalfalığa    yükselecek    bir   bilgiye kavuştuğunda,    usta   ve   kalfasının  katılımıyla yapılan bir imtihanla kalfalığa  yükseltilirdi.Kalfalık dönemi genellikle 3 yıl sürerdi.   Eğitimlerini    başarı    ile   tamamlayan kalfa,    ustalığa yükselmek için imtihan niteliğinde   bir    törene   katılırdı.    Bu    törende,    kalfa kendi sanatı   ile   ilgili bilgi ve becerilerini ustalar     topluluğuna sunardı. Sunum, ustalar tarafından beğenildiğinde genç kalfa  ustalığa    yükseltilir    ve     kendisine    nasihatta    bulunulurdu.    Usta   olmayan kimsenin iş yeri açamayacağı   bu    sistemde,    ayrıca    iş hayatı Ahi ilkelerine göre düzenlenerek eğitimin üretim    içinde    değerlendirilmesi     prensip        haline     getirilmiş,   ustaların      alacakları     çırak    sayıları    ile üretecekleri    mallar da    çeşitli   standartlara bağlanmıştı.   Düzenlenen    törenler,    ilgili    oldukları konuların felsefesini; göze, kulağa ve kalbe  hitap edecek biçimde    şekillendiren    hareketli gösterilerdi. Dinlendirici, hatırlatıcı ve  eğitici    özellikleri olan Ahi  törenlerinin    günümüzde     yaygın     olan     diploma törenlerinin ötesinde çok    anlamlı    ve    çok    kapsamlı   özellikleri vardı.Önceleri zaviyelerde yapılan törenler   daha    sonra    Esnaf     Odalarında    veya    mesire    yerlerinde de yapılmaktaydı.   İki   yıl  bir    ustanın      yanında     ücretsiz   olarak     çalışan yamaklar özel bir törenle çıraklığa terfi ederlerdi.Bu   tören    için;    velisi ile birlikte çırak adayı, çırağın ustası ve kalfaları Esnaf Başkanının dükkânında toplanırlardı. Ustası, çırağın işine bağlılığı  ve    kabiliyetleri   hakkında açıklamalarda bulunur, velisi tarafından esnaf     vakfına     kap    hediye    edilirdi.   Esnaf     Başkanı    çocuğun    sırtını sıvazlar, işine düzgün bir şekilde    devam    etmesini,    ustalarına,     kalfalarına    ve    ailesine    itaat    etmesini, yalan söylememesini  nasihat    ederdi.   Çıraklık    süresini tamamlayan gencin,    meslekte    kâfi    derecede    yetiştiği    ve  ahlaken de olgunlaştığı ustası tarafından teşkilata bildirildikten sonra, Esnaf   İdare Kurulu kalfalık töreninin yapılacağı zamanı tespit ederdi. Kalfalık töreni, Esnaf Odasında veya   uygun   görülen     başka    yerlerde    yapılırdı. Bu toplantıya Esnaf İdare Kurulu    Üyelerinden    başka,    adayın    ustası     ve    kalfalarıyla    o    mesleğin       ustaları   da        davet edilirdi.Törende, kalfaların en kıdemlisi hizmet ve rehberlik görevini yapardı.    Hayatında ilk    defa  mesleğine mahsus kıyafeti giyinerek toplantıya katılan kalfa adayının  kabiliyeti ve güzel ahlakını ustası anlatır, buna esnaftan üç usta daha şahitlik ederdi. Herkesin   ayağa kalktığı bir ortamda, esnaf başkanı kalfa adayını karşısına   alarak O'na mesleki    ve   ahlaki    konularda nasihat edip beline peştemal (şedd) kuşatırdı.Bu   son   derece   sade      olan      törenden   sonra,  yeni     kalfa, kendisine rehberlik eden yol kardeşi ile beraber dışarı çıktığında, kapı önünde toplanan çıraklar kendisini tebrik ederlerdi. Doğruca    ustasının  dükkânına giden yeni kalfa  bu    dükkânın    önünde    durur   ve   esnafın   bütün  kalfaları    gelip   kendisini    tebrik   ederler    ve    böylece tören sona    ererdi.   Ustalığa    yükselebilmek    için   üç    yıl kalfa  olarak    çalışmak     zorunluydu.    Bu süre içinde; hakkında    şikayet    olmayan,    kendisine     verilen    görevleri dikkatle  yerine    getiren ,   özellikle   çırak   yetiştirme    hususunda     titiz    davranan,    diğer    kalfalarla   iyi  geçinen,   müşterilere  karşı iyi davranan ve bir dükkânı   idare  edebilecek duruma gelen   kalfalar    özel    bir    törenle    ustalığa yükseltilirdi.   Ustası    tarafından    usta    olabileceğine kanaat     getirilen kalfanın durumu önce Yiğitbaşına bildirilirdi. Yiğitbaşı, konuyu    kendisine    göre    incelendikten  sonra İdare Kuruluna götürürdü. Konu İdare Kurulunda görüşülür ve herhangi bir mahsur    görülmezse  usta adayına    hazırlansın izni çıkarılırdı.Bundan sonra usta adayı, işyeri bulma, alet - edavat ve  hammadde hazırlama ve hatta çırak, kalfa bulma faaliyetlerine başlardı. Hazırlıklar   tamamlandıktan    sonra durum Yiğitbaşına bildirilir ve tören için gün alınırdı.Yapılacak bu törene    o    esnafın    çalışan   ve    çalışmayan bütün ustaları,     diğer     esnafın    başkanları     ve     yörenin     ileri     gelenleri    de çağırılırdı.Törende Esnaf Başkanı, Ahi  Baba Vekilinin köşkünde, esnaf başkanları önde, ustalar ise onların arkasında olmak     üzere i]  sıralı    bir daire    şeklinde  otururlardı. Usta olacak kalfa, sağında Esnaf Başkanı, solunda ustası olduğu    halde     meclise       girerek   orada  bulunanları selamlardı.Şehrin  ileri    gelenlerinin    konuşmalarından    sonra      Esnaf   Başkan kalkıp asasına dayanır, yeni  ustayı    karşısına alarak, yükse sesle peygamberlerden  hangisinin    hangi     sanatın    piri     olduğun    söyleyip    ticarette    sadakat    ve    doğruluk,    diğer    esnafa  ve   müşteriye    saygı    lüzumundan     bahseder, ayrıca malına hile karıştırmaması, malındaki bozukluk     ve    noksanlığı satmadan müşteriye bildirmesi,    özetle     kimsenin zararına çalışmaması    gerektiğini   uzun uzun açıklayarak, davranışları için  nasihatlarda    bulunurdu.    Büyüklerine    saygıyı,    halka şefkat    ve merhamet duymayı, küçükleri sevmeyi, kimseye    eziyet    etmemeyi,    kalfa  ve  çıraklarına   çocukları gibi bakmayı nasihat ederek sözlerini bitirirdi. Bundan  sonra     ustası     söz    alarak    kalfasını    yetiştirmek için elinden geleni yapmaya çalıştığını,  bunda da muvaffak olduğunu, yeni usta olan kalfasının her halinden  memnun olduğunu, O'nun    usta     olabilecek    vasıflara  haiz olduğunu söyleyerek kalfasının belindeki  kalfalık      peştemalını   (şedd)      çıkarıp     ustalık     peştemalını kuşatırdı.   Yüzyıllar    önce    Ahilik   Sistemiyle    geliştirilen     çıraklık    eğitim sistemi bugün ülkemizin uyguladığı mesleki eğitim     sisteminin benzeridir.Bugün, çıraklar    eskiden    olduğu   gibi  1 gün  okula gidip teorik, 5 gün de işletmelere giderek    iş    ortamında    pratik     eğitim    almaktadırlar. Çıraklık, kalfalık ve ustalık eğitim süreleri de Ahilik sistemindekine     benzemektedir. İşletmelerde eğitim gören çıraklara asgari ücretin en az net %30'u   aylık    olarak ödenmekte, sigorta primleri devletçe karşılanmakta ve çıraklar öğrencilik haklarından    yararlanmaktadırlar.Aday çırak, çırak, kalfa, usla    ve   usta    öğretici  yetiştirilmesi bugünkü sistemin esasıdır. Üretken insan yetiştirilmesi mesleki eğitimden geçmiş kalifiye elemanlarla    mümkündür.   O nedenle, devletimizin bu sistemi benimseyerek maddi ve manevi olarak desteklemesi,  iç  ve  dış pazarlarda rekabet     edebilecek, kaliteli mal üreterek istihdam yaratacak üretken insanların    sayısını  arttıracaktır.Bu ise, ülke insanın huzur ve refahının artması, ekonomik durumunun   yükselmesi    demektir.Esnaf ve Sanatkarlar Teşkilatı, işletmelerini mesleki     eğitime,    dolayısıyla  ülke insanının hizmetine açarak Milli Eğitim Bakanlığının yanında yer alan  en    büyük    sivil     toplum      örgütüdür.   Türk     Esnaf      ve Sanatkarları; görev ve sorumluluklarının bilinci içinde     toplumun eğitim,   kültür     ve     ekonomik düzeyini çağımızın gelişmişliğine uyumlu kılabilmek için ahilikten gelen  birikimi ile etkinliklerini kıvanç ve gururla sürdürmektedir.

Ahilik teşkilatı hakkında www.ahilik.gen.tr adresinden ayrıntılı bilgi alınabilir.

 
< Önceki   Sonraki >
 
Designed by EmreDesigns | Copyright © 2007 İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Odası, Tüm Hakları saklıdır. |